Cezeri’nin düşünce tarzını kendi yazdıklarından ve çizdiklerinden çıkarmak hiç de zor değil. Kitabındaki “Giriş” yazısı, kişiliği hakkında da geniş bilgi veriyor.

“Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri” kitabı incelendiğinde görülmektedir ki, Cezeri öncelikle yapacağı araç ve makinelerin kendinden önce benzerleri varsa, onların çizimlerini veya yapılmış örneklerini görüyor, teorilerini inceliyor. Sonra da yüzlerce deney ve bazı hesaplar yaparak yeni mekanizmalar geliştiriyor. Tasarladığı şeylerin uygulamasını da yapıyor. Böyle bir çalışma için sağlam bir irade ve onu oluşturan ve eyleme geçmesini sağlayan bir itici güç gerekmektedir. Cezeri, “Zamanın hükümdar ve bilgelerinden çok yardım gördüm” demektedir. Ancak bu itici gücü büyük ölçüde inançlarından aldığı görülmektedir.

Şu sözler kendisine aittir:

Gökleri mükemmel bir şekilde yaratan, Yerlere hikmetinin sırlarını emanet eden Allah’a hamd olsun. O Yerler ki, onun hükümranlığının bir nüshası ve yüce kudretinin şüphe götürmez bir delilidir. Öğrettiklerine hamd eder, hikmetlerinin gereklerinden olan nimetlerinden çok daha fazlasını dilerim. O’na ihsanının ve sayısız nimetlerinin ancak bir kısmını karşılayabilen sonsuz şükranlarımı sunarım. Allah’ın rahmeti ve bereketi insanların en şereflisi Efendimiz Muhammed’in, ailesinin ve O’na ihsan ile tabi olanların üzerine olsun.

Görülüyor ki Cezeri, Yeryüzünde keşfedilmesi gereken sınırsız bilimsel sırların bulunduğunu düşünüyor ve bunlardan daha fazlasını öğrenmeği Allah’tan diliyor.

Cezeri’nin düşünce tarzını oluşturan ikinci önemli öğe, yukarıda bahsedildiği gibi yapacağı mekanizmanın önceden yapılmış veya çizilmiş bir örneği varsa, onu inceliyor, eleştiriyor ve şayet ondan yararlanıyorsa bunu da dürüstçe belirtiyor olmasıdır. Yani keşfedilmiş şeyleri yeniden keşfetmeye veya kendisi keşfetmiş gibi görünmeye uğraşmıyor. Ancak asla kendinden öncekilerin yaptıklarının aynısını yapmıyor. Yaptıklarında mutlaka eskiye göre bir gelişme veya kendi buluşları bulunuyor.

Kendinden önceki bilgin ve filozofların teorilerini tam olarak uygulayamadıklarını, “tahkik” edemediklerini söylüyor. Konusuyla ilgili çok önemli ve zekice bir tespitte bulunuyor; “Uygulanmayan bir teknik bilgi, doğru ile yanlış arasında asılı kalır”. Kitaptaki teknik çalışmalardan olduğu gibi bu sözünden de teoremlerini uygulamayla kanıtlama yolunu seçtiği görülüyor.

Geçmişte müslüman bilim adamlarının kitap yazma geleneği pek güçlü değildir. Bu anlayış, yazdıklarına bir kitaba konu olacak kadar değer vermeyen alçak gönüllülük anlayışıdır. Cezeri de önce böyle düşünüyor. Oysa bu nedenle önemli bilimsel ürünlerin sözlü anlatımda kaldığı ve geleceğe intikal etmeyerek kaybolduğu bilinmektedir. Ancak Sultan’ın isteği üzerine Cezeri ünlü kitabında 50 araç ve makinesini açıklıyor. Kendisinden önce böyle bir eserin varlığını da bilmediğini söylüyor. Gerçekten de bugün dahi Cezeri’den önce böyle sistematik yazılmış ve uygulanmış bir eserin varlığı bilinmiyor. Bu arada felsefi bir tespit daha yapıyor; “Herkes ne için yaratıldıysa o işi yaparken başarılı olur. Kişi kendisine ne bahşedildiyse başkaları için ancak onu harcayabilir. Herhangi bir faydalı bilgiyi başkasından esirgememesi gerektiği gibi gücünü aşan şeyden dolayı da sorumlu tutulamaz”. Burada Cezeri kişilerin doğal yeteneklerine vurgu yapıyor ve kişilerden yeteneklerinin elvermediği şeyleri istemenin haksızlık olacağını düşünüyor.

Cezeri’nin kendinden öncekilerde görülmediği gibi, kendinden sonrakilerde de uzun süre görülmeyen bir anlayışı daha var. Kitabında, tanımlayıcı sembol olarak Arap harflerinin yanı sıra bazı özel işaretler de kullanmıştır. Onu şöyle açıklıyor; “Benden öncekilerin kullandıkları yabancı terimlerle birlikte çağın gerektirdiği sözcükleri de kullandım. Çünkü her çağda, her bilim dalı mensuplarının kendi aralarında bilinen terimleri ve alışkın oldukları uzlaşımları vardır”.

Kullandığı bu özel işaretlerin içinde, Latin alfabesinde bulunan delta, zeta, teta, jota, nü, tou, psi ve omega harfleri olduğu gibi, yatık kappa, ters pi, ters omega şeklinde işaretler de vardır. Bir yerde de kendinden önceki bilginlere saygı amacıyla onların kullandığı terimleri kullanmak gerektiğini söylüyor. Cezeri’nin bu konudaki anlatımından bütün dillerde aynı bilimsel sembollerin ve terimlerin kullanılması amacını, böylece ortak bir bilim dili oluşturmak gibi entelektüel bir anlayış taşıdığı görülmektedir.

Günümüzde çok ilgi gören Filli Su Saatinde görünen unsurlar olarak Hint fili, İran halısı, Mısır kültürünün zümrüdüanka kuşu, Çin kültürünün yılan ejderhaları, hükümdardan hizmetliye kadar toplum katmanlarından insan figürleri vardır. Bu tasarım Cezeri’nin üst düzey kültüre sahip bir entelektüel olduğunu gösteriyor.

Durmuş ÇALIŞKAN

Kaynak: Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri, I. Cilt, s. 3-4, Papersense Yayınları, 2015