Cezeri’nin kimliği:

Diyarbakır yöresinde yaşamış olan Cezeri, Fırat ve Dicle arasında bulunan bölgeye el-Cezire (ada) dendiği için El Cezeri lakabını kullanmıştır. Kimliği hakkında, yazdığı kitaptaki açıklamasından başka kesinleşmiş bir bilgi yoktur. Tam adı; Bedi’üz-Zaman Ebu’I-‘İzz İsma’il b. er-Rezzaz el-Cezeri’dir. Çocukluğunu yaşarken annesi onu İsmail diye çağırıyordu. İsmail’in mekanik mühendislik bilimlerine merakı, kıvrak zekâsı ve sultanlardan gördüğü destek, onun iyi bir mühendis olmasını sağladı.

Cezeri kitaptaki “giriş” yazısında, “…..570 tarihinden kendisine değin 25 sene boyunca önce babasının sonra da ağabeyinin hizmetinde bulunduğum Artukoğullarından Diyarbekir Sultanı Nasuruddin Ebu’l-Feth Mahmud b. Muhammed b. Karaaslan’ın -Allah onu korusun- hizmetine girdim” demektedir. Bu kitaptan, Cezeri’nin sultanlığa hizmet sürecinin M.1174-75’de başlayıp M.1200’de sona erdiği anlaşılıyor. Kitabının elde bulunan en eski el yazması nüshası da 1206 tarihlidir. (bk. Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri, I. Cilt, s. 3)

Cezeri’nin etnik kimliği, önemli olmamakla beraber üzerinde çok durulduğu halde halen kesinleşmiş değildir. Kitabını dönemin bilim ve sanat dili olan Arapçayla yazması, tabiidir ki kesin olarak Arap olduğu anlamına gelmez. Türk sultanları tarafından uzun yıllar himaye görmesi de Türk olma ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak yörede o dönemde de daha çok Kürtler yaşıyor. Cezeri’nin çocukluğunda bölgede Selahaddin Eyyübi’nin yönetimi var. Bu durumda Cezeri’nin Kürt asıllı olması kuvvetli bir ihtimaldir.

Cezeri’nin, Cizre şehrinde doğduğu ve burada öldüğü şeklindeki kabuller de, doğruluğu kesin olmayan bilgilere dayanmaktadır. “Cezeri” kelimesi “Cizre’li” değil, “Cezire’li” anlamındadır ve Cezire kelimesi Cizre’nin de içinde bulunduğu büyük bir bölgenin adıdır. Bugün için Cezeri’nin doğum ve ölüm tarihleri de belirsizdir. Ölüm tarihinin 1206 olduğu değerlendirmesi yanlıştır. Çünkü Topkapı Sarayındaki 3402 no.lu nüshada, Cezeri hakkındaki “rahmetullah” ibaresi 1206’dan sonra bu nüshanın üzerine yazılmıştır. (Bilgi için Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu)

Bu arada şunları da söylemeliyiz: Cezeri’nin Eseri ve Tanınma Süreci makalesinde belirttiğimiz gibi Cezeri’yi sevenlerin, onun hakkında doğruluğu kesin olmayan bilgileri kesin doğru gibi yaymaları çok yanlış bir tavırdır. Bu böyle devam ederse, doğru olan bilgilere de şüpheyle bakılarak değer verilmeyecektir.

Artuklular ve Hasankeyf Artukluları:

Artuklu Beyliği, Oğuzlar’ın Döğer boyundan Eksük Bey’in oğlu Artuk Bey ve oğulları tarafından Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kurulmuştur. Bu dönemde Mezopotamya, Suriye, İran ve Mısır ticaret yolları üzerinde bulunan Mardin, Diyarbakır, Harput (Elazığ), Batman ve çevresi Orta Çağın en önemli kültür ve ticaret merkezleri arasında yer almıştır. Artuk Bey’in ölümünden sonra Artuklular üç kola ayrılmıştır. Bunlardan ilk devlet kuran Hasankeyf koludur (1102-1231). Mardin kolu 1106-1409, Harput kolu ise 1112-1233 yılları arasında hüküm sürmüşlerdir.

Cezeri kitabında, kendisini 25 yıl boyunca himaye ve teşvik eden sultanların Diyarbakır Sultanı Nasuriddin Mahmud ile onun babası ve kardeşi olduğunu söylüyor. Nasuriddin Mahmud’un kardeşi II. Sökmen, babaları ise Sultan Muhammed’dir. Bu sultanlar Artukluların Hasankeyf koluna aittir. O halde bu kolun siyasi tarihine özet olarak göz atmamız uygun olacaktır.

Artukluların Hasankeyf kolu Sökmen b. Artuk (1102-1105) tarafından Hasankeyf’te kuruldu. Sökmen (I. Sökmen), Mardin’i ve Diyarbakır havalisinin büyük bir kısmını 1 yıl sonra kendisine bağladı. Bundan 1 yıl sonra Cezire emiri Çökülmüş’le iş birliği yaparak Haçlılar’ı ağır bir bozguna uğrattı ve Kudüs Kralı ile Urga Kontu’nu esir aldı. Ancak bundan da 1 yıl sonra hastalanarak öldü. Sökmen Bey’in 3 yıl içinde birer yıl arayla gerçekleşen bu başarıları onun yetenekli bir kurucu lider olduğunu gösteriyor.

Sökmen’den sonra oğlu İbrahim de 3 yıl süren bir hükümranlık yaşadı (1105-1108). Onun ölümüyle yerine geçen kardeşi Davud (1108-1144) uzun yıllar hükümran olmasına rağmen yönetim alanı genişlemedi.

Davud’dan sonra oğlu Kara Aslan da (1144-1167) uzun süre hükümdarlık yaptı. Gerger ve Harput’u beyliğine kattı. Bu sultan, Cezeri’den kitap yazmasını isteyen Sultan Mahmud’un dedesidir. Cezeri de Mahmud’un ismini yazarken “b. Muhammed b. Kara Aslan” demektedir.

Cezeri’nin Hasankeyf Artukluları ile ilişkisi:

Kara Aslan’dan sonra yerine geçen oğlu Nureddin Muhammed (1167-1185); ünlü Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubi’yle birlikte Musul ve Amid (Diyarbakır) kuşatmalarına katıldı. Amid’i ele geçiren Selahaddin, burasının yönetimini Muhammed’e verdi (1183). Cezeri’nin Artuklu himayesinde 25 yıllık hizmet süresinin Muhammed’in yönetiminde başladığı (1174-75), bu başlangıç yıllarının da Diyarbakır’da değil başka bir şehirde, yüksek bir ihtimal olarak da Hasankeyf’de geçtiği anlaşılıyor. Bu durumda Hasankeyf’de Artuklulara ait olan bazı mimari eserler Cezeri tarafından yapılmış olabilir.

Muhammed’in yerine oğlu Kutbettin II. Sökmen geçti (1185-1201). II. Sökmen ölmeden önce kendi yerine eniştesi Ayaz’ı geçirdi. Ancak komutanları Ayaz’ı tahttan indirerek Sökmen’in kardeşi Nasuriddin Mahmud’u başa geçirdiler (1201-1222). Nasuriddin Mahmud Cezeri’den kitap yazmasını isteyen ve Cezeri’nin kitabını sunduğu sultandır (1206 veya daha öncesi). Cezeri’nin Sultan Mahmud’dan “Diyarbekir Sultanı” diye bahsetmesi o yıllarda Diyarbakır’ın başkent olduğunu gösteriyor. Halkına karşı sert mizaçlı olmakla beraber bilim adamları ve sanatkarların hamisi olan bu Sultan, hükümranlığı boyunca Eyyubiler ve Selçuklular arasında iyi ilişkiler içinde denge siyaseti izleyerek uzun süre hüküm sürmüştür.

Cezeri’nin “Amid şehrinde Melik’in sarayı için” yaptığı kapının bulunduğu sarayın da Nasuriddin Mahmud dönemine ait olduğu kabul edilmektedir. Bu sarayın kalıntıları İçkale’de yapılan kazılarla 1962’de ortaya çıkarılmıştır. Bu kalıntılarla birlikte Cezeri’nin araçlarında sıkça kullandığı figürler olan balık, ördek, iki başlı kartal ve tavuskuşu figürleri bulunmuştur. Ayrıca bu kapıya ait bir metal parça da bulunmuş ve müzeye gönderilmiştir. Halen kaybolmuş olan bu parça şayet elde bulunsaydı Cezeri’nin eserlerinden günümüze intikal etmiş olan tek parça olacaktı.

Mahmud ölünce yerine geçen oğlu Melik Mesut (bir kaynakta ise Rükneddin Mevdud) zamanında çözülme başladı (1222-1231). Önce Amid sonra da Hasankeyf, Eyyubilerin yönetimine geçti. Böylece Artukluların Hasankeyf kolunun hükümranlığı sona erdi (1232). Artukluların Harput kolunun hükümranlığı da aynı yıllarda sona ermiştir. Ancak Mardin kolunun hükümranlığı bu tarihten sonra 177 yıl daha devam etmiştir.

Artuklularda ekonomi, bilim ve sanat:

Artuklu hükümdarları yönettikleri bölgelerde halk arasında etnik köken veya mezhep ayrımı yapmadan düzen ve güvenliği sağlamışlardır. Gayrimüslim halka da adaletle hizmet etmişler, ayrıca iktisadi hayatın gelişmesine büyük ölçüde yardımcı olmuşlardır. Bu maksatla vergileri azaltarak, hatta zaman zaman bazı şehirlerde tamamen kaldırarak sanat ve ticaret erbabının birikimlerinin tamamını üretim ve ticaretin gelişmesinde kullanmalarını sağlamışlardır. Cezeri’nin özellikle su yükseltme makineleri, ayrıca kitabına koymadığı ancak o dönemde önemli bir ihtiyaç olduğu için yapmış olması muhtemel olan sulama kanalları, öğütme ve dövme makineleri de tarımsal üretimde devrim niteliğinde rol oynamış olmalıdır.

Bu ekonomik gelişme beraberinde mimari gelişmeyi de doğurmuştur. Artuklular, bir kısmı bugüne kadar varlıklarını koruyan, birçok mimari eserler yapmışlardır. Artuklular döneminde yapılan taş işçiliğinin şaheserleri arasında yer alan Silvan’da Malabadi Köprüsü, Mardin’de Hatuniye Medresesi, Koçhisar Ulucami, Şehidiye Medresesi, Diyarbakır Mesudiye Medresesi ve Harput Ulucamii günümüze kadar gelen en önemli sanat eserleri arasındadır.

Artuklular döneminde bilim de oldukça gelişmiştir. Cezeri, dönemin bilim adamlarının bugün en tanınmış olanıdır. Cezeri’nin, o dönemde yaşadığı bölge çok çalkantılı olmasına rağmen, böyle çalışmalar yapabilmesi ve sultanlardan destek görmesi Artuklular’da bilim ve sanata üst düzeyde önem verildiğini ayrıca gösteriyor.

Durmuş ÇALIŞKAN

Kaynaklar

1. T.D.V. İslam Ansiklopedisi, Artuklular maddesi

2. Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri, Papersense Yayınları, 2015

3. Çeşitli tarih metinleri