Su saatlerinde, bir su kabından suyun sabit bir debiyle boşalmasını sağlamak amacıyla tıkaçlı şamandıra kullanılması

(1-1: Birinci Türün Birinci Şekli, 1-2: Birinci Türün İkinci Şekli):

Cezeri geliştirdiği bu sistemi anıt su saatlerinden ikisinde kullanmıştır. Cezeri’nin eski Yunan’dan çeviriler dolayısıyla bu düzenekte Ctesibios’dan yararlandığı düşünülebilir (bk. Cilt I, s. 8). Ancak sistemler karşılaştırıldığında Cezeri’nin kendine özgü bir düzenek yaptığı görülüyor. Burada tıkaçlı şamandıra, akışı kontrol ederek içinde bulunduğu kaptaki su seviyesini sabit tutmaktadır. Böylece sabit basınç altında sabit bir debiyle bir akış sağlanmaktadır. O halde bu düzenek, bugün de kullandığımız gibi bir elektrik motoruyla sabit devirle çalışan bir hidrolik pompasının, enerjisini suyun kinetik enerjisinden alan ilk şekli olmaktadır. Burada şamandıraya etkiyen kaldırma kuvvetinin, şamandıranın ağırlığını ve musluktan akan suyun basıncını yenebilmesi gerekir. Fotoğrafta bugün kullanılan bir dişli pompa görülmektedir (bk. Cilt I, s. 20).

 

 

Su saatlerinde sabit debiyle akan suyun yıl boyunca her gündüz ve her geceye göre debisini olması gereken miktarda düzenleyen akış düzenleyici, regülatör

(1-1, 1-2):

Cezeri, bu aracı nasıl yaptığını anlatırken Arşimed de dahil olmak üzere esinlendiği bazı bilginlerden bahsetmektedir. Ancak yıl boyunca bütün günler için bu çalışmaların hepsinin de doğru sonuç vermediğini görmektedir. Sonunda yaptığı aracın iç yapısı üstün bir tasarımdır. Araç şamandıralı sabit debi düzeneğinin çıkış ağzına konulmakta, burada her gündüz veya gece için, ancak belirlenmiş miktarlarda suyun akmasına izin vermektedir. Bu sebeple kendinden öncekilerde görülmeyen bu buluşuna “destur” adını vermiştir. Cezeri’nin bu araçta 12 ayın her biri için kullandığı açı değerlerini, bugün yaptığımız hesaplarla ve denemelerle karşılaştırdığımızda ancak çok küçük farklılıklar görülmesi, bu aracın tasarlanmaktan da öte uzun denemeler sonunda gerçekten yapıldığını kanıtlamaktadır (bk. Cilt I, s. 28). Bu araç sabit bir basınç altında aldığı bir akışkanı her gün değiştirilebilen basınçlar altında, değişen debiler halinde vermektedir. Bu gün kullandığımız basınç ve debileri ayarlanabilen değişken deplasmanlı pompaların ilk şeklidir. Ayrıca sistem bugün kullandığımız basınç ayar ve debi ayar valflerinin de atasıdır. Burada giriş basıncı sabit olup çıkış basıncı el kumandasıyla azaltılıp çoğaltılabilmektedir. Bu değişiklikle birlikte debi de değişmektedir. Araç ayrıca, belirlenen bir aralıkta her değerde basınç, dolayısıyla debi ayarı yapılabildiği için bugünkü mekanik regülatörlerin anasıdır. Daha sonra bunun bir benzeri Avrupa’da en erken 18. yy.da buhar kazanlarında görülecektir.

Fotoğrafta bugün kullanılan bir debi ve basınç ayar valfi görülmektedir.

Su saatlerinde, şamandıralı sabit seviye kabıyla, akış düzenleyici regülatörün birlikte kullanılması

(1-1, 1-2):

Bu düzenek iki büyük anıt saatin motor gücünü oluşturmaktadır. Prensip şeması Cilt I, s. 9, Şekil C2’de, orantılı çizimi de s. 20, Şekil I’da görülmektedir. Burada sabit seviye kabının tabanındaki su basıncı her zaman aynıdır. Ancak regülatörün çıkış ağzındaki su basıncı, dolayısıyla debi her gündüzün ve onun gecesinde başlangıcında yeniden değiştirilmekte; ancak bu debi o gündüz veya o gece boyunca aynı kalmaktadır. Böylece su haznesindeki ölçme şamandırasının gündüz veya gece boyunca sabit bir hızla alçalmasıyla karmaşık mekanizmalar çalıştırılmaktadır. Aynı şekilde regülatörden günden güne değişen, ancak her bir gün ve her bir gece boyunca değişmeyen bir debiyle su akıtılmasıyla da yine karmaşık mekanizmalar çalıştırılmaktadır. Birinci mekanizmanın ikinci mekanizmayı etkilemesiyle de senkronizasyon sağlanmaktadır. Görülüyor ki bu sistem, bugün kullandığımız sabit debili hidrolik pompalarının ilk şekli ile, yine bugün kullandığımız debisi ayarlanabilen pompaların ilk şeklinin entegre olarak kullanılmasıdır. Ayrıca bu sistem, imal edilmiş olan ilk geri beslemeli otomatik kontrol sistemidir.

Kefe

(1-2, 1-6 ve diğer çok sayıda araçta):

Cezeri’nin çok sayıdaki aracında kullandığı kefe, çok sade bir yapısı olmasına rağmen dönemine göre ileri bir teknolojik buluşudur. Çok hassas dengeler üzerine kurulu olan bu buluşunu kendinden önce çok farklı yapıda benzerleri olmasına rağmen kendi döneminde veya öncesinde hiç bir yerden esinlenmeden gerçekleştirmiştir. Kefe yarım saat, bir saat veya çeyrek saat gibi belirlenmiş bir zamanda suyla dolduktan sonra dengesi değişerek suyunu boşaltmakta, bu sırada kullanıldığı yere göre fonksiyonunu yerine getirmektedir. Bazı araçlarda kefenin devrilmesi sudan başka bir etkiyle sağlanmaktadır.

Her türlü kullanım şeklinde, kefe boş olarak yatay konumdayken ve dolum esnasında arka tarafı bir yere oturmaktadır.

Cezeri, kefeleri nasıl yapmış olabilir?

Kitabında Cezeri, kefenin şeklini yazı ve resimle anlatmakta, bir kayığın yarısına benzediğini, bakır levhadan dövülerek yapıldığını belirtmekte, kullandığı yere göre bazen de su hacmini vermektedir. Kefe gereken seviyeye kadar suyla dolduktan sonra da, “bir damla daha su aksa dahi devrilir” diyerek aletin hassasiyetini vurgulamaktadır. Kefeleri nasıl yaptığını anlamak için incelemeye buradan başlamak ve en sade şekil üzerinde durmak gerekir.

Cezeri önce, gerekli hacme göre ve belirttiği şekle uygun olarak gövdesini döverek, arka duvarını da kesip lehimleyerek bir kefe yapar. Yan kenarlarına birer çengeli, kefenin iç hacminin tahmini merkezinin (M) hizasında iğreti olarak lehimler. Sonra kefeyi gerektiği kadar suyla doldurarak çengellere bağladığı bir iple askıya alır. Kefe devrilmeyecek şekilde çengelleri sökerek karşılıklı hizalı olarak yerlerini değiştirir.

Denge konumu bulunduktan sonra kefeye pek az miktarda su dökülerek öne doğru devrilmesi sağlanır. Kefenin ucu bu aşamada içindeki su tamamen boşalacak kadar alçalır ve yere oturur. Kefenin öne doğru devrilmesini sağlayan özellik, su yüzeyinde A1 x L1 < A2 x L2 eşitsizliğidir. A1 ve A2 su yüzeyindeki alanlar, O1 ve O2 ise bu alanların ağırlık merkezleridir. Çünkü denge durumunu bozacak olan su, yüzeyde eşit kalınlıkla yayılmaktadır.

Kefe öne doğru eğilmeye başladığında ve boşalma süresince arka taraftaki su sürekli azalmakta olduğundan, su boşalana kadar doğrulmaz. Ancak su boşaldıktan sonra da kefe doğrulmayabilir. Bu durum, boş kefenin ağırlık merkezinin (K), dolu haldeki ağırlık merkezinden (M) ön tarafta olduğunu gösterir. Cezeri bunu gidermek için bir ilave ağırlık kullanıyor. Tabiidir ki bu ağırlık ancak kefenin doğrulmasını sağlayacak kadar olmalıdır. Ancak bu ağırlık kullanıldığında kefenin dolu haldeki ağırlık merkezi de arkaya doğru öteleneceğinden, çengellerin önceki yerinin değiştirilmesi gerekir. Burada tam bir denge sağlamak için hem çengellerin yerini hem de ağırlığı birkaç deneme yaparak değiştirmek gerektiği anlaşılıyor. Son işlem olarak, dengenin sağlandığı yerde karşılıklı iki delik delinir. Bu deliklere bir pim sokularak uçlarından mesnetlenir.

Cezeri, bu şekildeki sade bir kefeyi birçok araçta kullanmıştır. Ancak kefeler kullanıldıkları yere göre birkaç tipte yapılmıştır. Birinci Türün İkinci Şeklinde kullanılan kefe, gerektiği kadar suyla dolduktan sonra fazla gelen suyu arkasındaki bir borudan tahliye ederek devrilmeden dururken, ön tarafındaki kulağa bir küre düştükten sonra devrilerek, küreyi düşüren mekanizmayla aynı anda hareket etmesi gereken ikinci bir mekanizmayı harekete geçirmektedir (bk. Cilt I, s. 76, etkiyen kuvvetler ve ölçüler).

Birinci Türün Altıncı Şeklindeki kefe ise sabit bir debiyle suyla dolarken içindeki bir şamandıra yükselerek bir mekanizmayı çalıştırmakta, kefe gerektiği kadar suyla dolarak devrildikten sonra da hem dökülen suyla bir mekanizma işlemekte hem de kefe tekrar doğrulurken ucundaki mafsallı mandal ile bir mandal dişlisini çevirerek üçüncü bir mekanizmayı çalıştırmaktadır (bk. Cilt I, s. 186, etkiyen kuvvetler ve ölçüler).

Cezeri’nin bu kefeleri yaparken, bir merkez mafsalı etrafındaki kuvvet ve ağırlıkların döndürme etkilerinin merkeze yaklaştıkça azaldığını, uzaklaştıkça çoğaldığını bildiği anlaşılıyor. Ancak Cezeri’nin kefeyi yapmak için matematiksel bir metodla hesap yaptığından emin olunmasa da üstün mühendislik kavrayışını kullandığı görülüyor. Bugün ise biz böyle bir aracı böyle uzun denemeler yapmadan, denge denklemlerinden yararlanarak yapabiliyoruz (bk. Cilt I, s.76, s.185).

Tarcehar’ın mekanik sistemleri çalıştıran alet olarak kullanılması

(1-3, 1-4):

Tarcehar; suda yüzerken alt tarafındaki bir delikten su alarak, deliğin büyüklüğüyle ayarlanmış bir süre boyunca yavaşça alçalan, ayarlanmış sürenin sonunda da batma aşamasına geldiğinde hızla batan bir tastır. Bu özelliği dolayısıyla çok eski çağlarda zaman ölçme aleti olarak kullanılmıştır. Ancak Cezeri bu aletin, belirlenmiş zaman boyunca yavaşça alçalma ve sonunda hızla batma hareketlerini birçok aracını çalıştırmak için kullanmıştır. Bu kullanma şekli de Cezeri’nin bir buluşudur. Cezeri tarceharı, iki su saatinde üstü açık ve altından içine su alan bir tas şeklinde, bir fıskiyede ise üstü kapalı olarak belirli bir zamanda suyla dolduktan sonra eğilerek aynı büyüklükteki zamanda suyunu boşaltan bir tabak şeklinde kullanmıştır. Ayrıca kitabının sonundaki kaval çalan kayıkçılı su saati aracında da tarceharı, altındaki delikten su alarak yarım saatin sonunda batan bir kayık şeklinde kullanmıştır.

Cezeri tarcehar yapımında, su alma deliğinde ağızlık dediği akik taşından bir parça kullanmaktadır. Ağızlığa önce çok küçük bir çapta delik açılmakta sonra balmumuyla yerine tutturularak suya konulduğunda kendisini batıracak kadar olan suyun, belirlenen zamanda içine doluşması için delik azar azar büyütülmektedir. Delik çok büyütüldüğünde ağızlığın yenisi yapılmaktadır. Burada önemli olan, tarceharın batmasıyla bazı mekaniz-maların çalıştırılmasıdır (bk. Birinci Türün Üçüncü ve Dördüncü Şekilleri).

Cezeri’nin tarcehar uygulamalarını uzun denemelerle uğraşmadan yapabilmemiz için, bu araçların teknik açıklamalarındaki hesapları yapmamız gerekir. Cezeri’nin kitabından Arşimed’den haberdar olduğunu bildiğini biliyoruz ama onun bu hesapları yapıp yapmadığını anlayamıyoruz. O halde Cezeri’nin bu karmaşık düzenekleri her zaman olduğu gibi tekrarladığı denemelerinde üstün mühendislik kavrayışıyla yapması büyük ihtimaldir.

İnsan figürlerinin gizli mekanik düzeneklerle hareketlendirilmesi; robotlar

(1-1, 1-2 ve diğer çok sayıda araçta):

Bu düzenekler istenilen hareketleri kendiliğinden yapan, gerekiyorsa tekrarlayan, bugün robot dediğimiz cihazların atasıdır. Otomat yapımı ve bu düzeneklerle hayvan figürlerinin hareketlendirilmesi Benu Musa’da görüldüğü gibi ondan da önce çok eski medeniyetlere dayanmaktadır. Ancak literatürde insanlara yönelik robot yapımının gerçekleştirilmesi Cezeri’den öncesinde görülmediği için robot yapımının Cezeri’ye ait bir buluş olduğu kabul edilmektedir. Cezeri robot yapmanın gereği olarak çok sayıda mekanik sistem geliştirmiştir. Bu sistemler robotlara hareket veren tarceharlı veya şamandıralı makara tertibatları, kepçeli su çarkı sistemleri, sıvıyla dolmak veya sifonla boşalmak suretiyle dengeyi değiştirerek mekanizmalara hareket veren kaplar, kefe, kepçe veya konik vana kullanılarak sıvıların ve mekanizmaların yönlendirilmesi gibi çok çeşitli düzeneklerdir.

Bu düzeneklerden bazıları müzisyen robotların vurgulu sazlarını kullanmaları için geliştirilmiştir (bk. 1-1, 1-2, 2-3, 2-4). Resimlerde müzisyenlerin kollarının içinde bulunan çubuklar cephe levhasının dış tarafında görülmektedir. Burada belirli zaman aralıklarıyla düşürülen suyla çalışan bir kepçeli çark bulunuyor. Bu çarkın mili ile müzisyenlerin kolları arasındaki düzenekler, müzisyenlerin kollarını kaldırıp indirmekte, böylece elleri veya tokmakları teflere veya davullara vurmakta veya zilin üst parçası alt parçasına çarpmaktadır. Bu ara düzeneklerden İkinci Türün Üçüncü Şekli’ndeki oldukça geliştirilmiştir. Bu düzenek aynı zamanda bir köçeğin dönüşünü sağlamaktadır. Cezeri bu düzenekleri yaparken zamanının kağıt veya şeker makinelerinin çekiçli dövme tertibatlarından esinlenmiş olabilir.

Cezeri birçok aracında, bir dairesel kadranın üzerinde dönerek zamanın geçişini veya hastadan alınan kan miktarını gösteren robotlar yapmıştır. Bu robotlar için tarcehar, şamandıra veya alçalan ağırlık hareketleriyle çalışan makaralı tertibatlar geliştirmiştir (bk. 1-3, 1-4, 1-5, 1-8). Şamandırayla çalışan makaralı tertibatlar eski Yunan’da Heron’dan beri bilinmektedir. Ancak Cezeri bu tertibatları olağanüstü şekillere dönüştürmüş ve geliştirmiştir.

Cezeri Filli Su Saati’nde de çok gelişmiş bir fil seyisi robotu yapmıştır. Bu robot yarım saat arayla düşen bilyelerin ağırlık etkisiyle çalışmaktadır. Seyis bir elinde kazma, diğer elinde tokmakla filin başına ters konulmuş bir tabak şeklindeki parçaya vurmaktadır. Oldukça gelişmiş bu mekanizma hassas dengelere dayalıdır (bk. Cilt I, s. 133). Aynı araçta en üstte yarım saat arayla sağa veya sola eğilerek düşen bilyeleri yönlendiriyor görüntüsü veren bir robot daha bulunmaktadır (bk. Cilt I, s. 137).

Cezeri, Birinci Türün Yedinci Şekli olan mum saatinde kılıç savuran bir savaşçı robotu da yapmıştır. Bu robot dışarıdan görünmeyen ve 1 saat aralıklarla bir keseye düşen bilyelerin ağırlıklarından hareket alan bir makaralı tertibatla çalışmaktadır.

İkinci Türün Altıncı, Yedinci, Sekizinci, Onuncu ve Üçüncü Türün Üçüncü Şekillerinin her biri birer robottur. İkinci Türün Dokuzuncu Şekli’nde ise yan yana iki robot bulunmaktadır. Cezeri bu robotları çalıştırmak için şamandıralı makara tertibatları, sıvıyla dolarak veya sifonla boşalarak sistemdeki dengeyi değiştiren, hareket veren kaplar, kefeler kullanmıştır. Üçüncü Türün Üçüncü, Dokuzuncu ve Onuncu Şekillerindeki robotlarda ise yine şamandırayla çalışan manivela tertibatları kullanmıştır.

Cezeri hayvan figürlerini hareketlendirmek için de düzenekler yapmıştır. Bunların en gelişmişi Birinci Türün Altıncı Şeklindeki tavus kuşlarının hareketlendirilmesidir.

Çevrildiğinde pimle kilitlenen tüp kapağı

(1-7 ve diğer mumlu saatler):

Bu kilitleme sistemi halen kapak sola döndürüldüğünde açılacak şekilde halen de kullanılmaktadır. Cezeri bu kapakları mum saatlerinde kullanmıştır. Bu sistem eski Çin medeniyetinde görülmekle beraber, Cezeri’nin bu sistemi oradan habersiz olarak kendisinin tasarlamış olma ihtimali çok kuvvetlidir.

Rijit kavrama

(2-3):

Cezeri bu sisteme “makhule” demektedir. Bugün de geliştirilmiş şekliyle millerin gerektiğinde kolayca ayrılabilecekleri şekilde uç uca birleştirilmeleri için kullanılmaktadır. Cezeri’den önceki dönemlerde yapılan araçlarda detaylar yeterince belirtilmediği için Cezeri’nin bu metodu kendinden öncekilerden esinlenerek yaptığını söyleyemiyoruz. Bu sebeple, bugünkü bilinenlere göre bu metodu kendisinin buluşu olarak kabul etmeliyiz.

Isı yalıtımı için hava boşluğu kullanılması

(3-1):

Cezeri akıllı ibriklerinden birinde ayrı ayrı bölmelere doldurulan sıcak ve soğuk su arasında ısı geçişini azaltmak için aralarında bir hava bölmesi kullanmıştır. Bu sistem bugün iki cam arasında hava boşluğu bulunan pencerelerde de kullanılan sistemin ilk örneğidir.

Bir su akıntısının dolup boşalan kepçeler yardımıyla otomatik olarak yönlendirilmesi

(4-Ek):

Cezeri “garip ve şaşırtıcı” olarak nitelendirdiği bu aletinin, yaptığı bütün fıskiye ve sürekli korna sesi veren araçlarında kullanılabileceğini söylüyor. Gerçekten bu alet bir borudan akan suyu, belirli bir süre bir tarafa, sonra da aynı süre diğer tarafa otomatik olarak yönlendirebilen bir düzenektir.

Bu sebeple bugün hidrolikte kullandığımız mekanik, elektrik veya akışkan uyarılı yön denetim valflerinin atasıdır. Burada yön değiştirme dış uyarı olmaksızın otomatik olarak yapılmaktadır. Bir yöndeki akış süresinin değiştirilmesi uyarı akışının debisinin veya kepçe ölçülerinin değiştirilmesiyle sağlanmaktadır.

Segment dişliler

(5-1, 5-2):

Bu dişliler dairesel hareketin kesintili olarak aktarılması gereken yerlerde kullanılan, daire dilimi şeklinde kısmi dişlilerdir. Cezeri bu dişlileri kullandığı iki makinede de karşılıklı çalışan çarkların açısal dönme hızlarının eşit olması için taksimat dairesi çaplarını aynı ölçüde yapmıştır. Ancak bugün bu dişliler farklı açısal hızlar elde edebilmek için farklı çaplarda da yapılmaktadır. Bu dişli çarkların Cezeri’den önce varlığına dair bir bilgi yoktur. Avrupa’da ise bu sistem ancak kendisinden iki asır sonra görülecektir.

Segment dişlilerin bir transmisyon mili üzerinde faz farkıyla açısal sapmalı olarak kullanılması

(5-2):

Cezeri hayvan gücüyle çalışan bir su kaldırma aracında, hayvanın dönüşü esnasında birim zamanda aynı miktarda veya birbirine yakın miktarlarda enerji harcamasını sağlamak amacıyla, dört segment dişlisini aynı mil üzerinde 90° faz farkıyla açısal sapmalı olarak kullanmıştır. Sistemin mantığı dört silindirli motorlarla aynıdır. Dört silindirli motorlarda, pistonlardan birinin itiş gücü, krank milini 90° döndürmekte ve diğer pistonlar onu takip etmekte olduğu gibi, burada da hayvanın 90° dönüşü kepçelerden birini 90° yukarı kaldırmakta, hayvan dönüşüne devam ederken diğer kepçeler onu takip etmektedir. Burada ayrıca segment dişlileri üzerinde bulunduran mil, 4 silindirli motorların kam mili gibidir. Kam mili üzerinde, buradaki segment dişliler yerine kamlar bulunmakta ve kamların her biri silindirlerin giriş ve egzos supaplarını çalıştırmaktadır. Bu mantık ve segment dişli uygulaması Cezeri’den önceki bilginlerde görülmemektedir. Bu düzenekte yaklaşık 10 m su, 25 kg itme kuvveti olan bir hayvanla 1 saatte 2,5 m yüksekliğe çıkarılabilmektedir.

Makinelerde ilk krank mili uygulaması

(5-4):

Cezeri kendisinden önceki yüzyıllarda elle çevrilerek kullanılan, bugün makine ve motor yapımında çok önemli bir yeri olan krank kolunun ilk defa bir makinede uygulamasını yapmıştır. Bugünkü motorlarda silindirin içindeki pistonun doğrusal hareketi krank milinde dairesel harekete çevrilmekte, Cezeri’de ise krank milinin dairesel hareketi bir su kaldırma kepçesine yine dairesel hareket vermektedir.

Çift silindirle çift etkili tulumba uygulaması

(5-5):

Cezeri iki emme basma tulumbasının silindirlerini birbirine bağlayarak çift etkili tulumba sistemi yapmıştır. Makine teknolojisinin gelişiminde çok önemli bir yeri olan bu sistem bugünkü çift etkili Werthington tulumbasının ve çift milli, çift etkili hidrolik silindirlerin ilk şeklidir. Burada bir piston suyu emerken diğeri basmaktadır. Böylece yatay çarkın bir tam dönüşünde her iki silindir de birer defa emme basma işlemi yapmaktalar. Cezeri bu aracın neft yağı (ham petrol) emme tulumbası gibi ancak ondan büyük olduğunu söylüyor. Neft yağı tulumbalarını Bizanslıların kale savunmalarında kullandıkları bilinmektedir. Buradan Cezeri’nin bu makinesinde Bizans’tan esinlenmiş olabileceği anlaşılabilir. Ancak Bizans’ta uç uca bağlanmış iki silindir kullanıldığına, hatta o tulumbaların yapı şekline dair hiçbir bilgi yoktur. Dolayısıyla çift etkili tulumba, Cezeri’nin özgün bir buluşudur diyebiliriz.

Cezeri bu sistemi bir akarsuda su gücüyle çalışan bir makinesinde kullanmıştır. Makine, verdiği ölçülere göre yapıldığında 1,25 m/s hızla akan bir akarsudan saatte 22 m suyu 10 m yüksekliğe çıkarmaktadır. Bu kapasite ve yüksekliğin 5-2’de açıklanan düzenekteki değerlerle karşılaştırılmasında bu makinenin yaklaşık olarak 9 kat fazla iş yaptığı görülüyor. Ancak burada pistonların ve tek yönlü klapelerin sızdırma yapmadan sorunsuz iş görecek şekilde yapılmaları gerekir.

Cezeri iki silindiri uç uca çalıştırmak için özel bir yarıklı kılavuz parçası bulunan bir tertibat yapmıştır. Bu tertibat dairesel hareketi doğrusal harekete çevirmektedir. Piston kollarında fazla açısal sapma olmamasını sağlayan, böylece kasılmayı büyük ölçüde önleyen bu tertibat, bugünkü krank-biyel mekanizmasındaki mafsallı kızağın ilk şeklidir ve Cezeri’den öncesinde varlığı bilinmemektedir. Sistem bir bütün halinde Cezeri’nin buluşu olarak bugünkü buhar makinesi ve motorun kombine şeklinin atasıdır.

Çizim aleti

(6-2):

Cezeri’nin küre yüzeyinde veya bir düzlemde bulunan herhangi 3 noktadan bir çember geçtiğini uygulamayla kanıtlamak için yaptığı çizim aletidir. Bu aletle yalnız dik değil, eğik açılar da çizilebilmektedir. Cezeri bu aleti bir arkadaşına tezini ispat etmek için özel olarak yaptığını söylüyor. Bu durum bu aletin daha önceki dönemlerde olmadığını, yani Cezeri’nin bir buluşu olduğunu gösteriyor.