Filli Su Saati, Cezeri’nin taşınabilir su saatlerinin içinde en çok ilgi çeken su saatidir. Bu ilgi, küçük bir hacim içinde çok sayıda mekanizma bulunmasından ve görünürde olan seyir amaçlı hareketlerin estetik yapısından kaynaklanmaktadır. Bugün kullandığımız Eşit Saat sistemine göre ölçüm yapan bu saat, bir fil maketinin üzerinde kurulmuştur. Cezeri’nin anlatımına ve orantı yoluyla bulunan ölçülere göre projelendirildiğinde yüksekliği 195 cm olmaktadır. Önceki su saatlerinden farklı olarak suyun yüksekten düşürülmesiyle değil, filin karnındaki havuzda yüzen, Cezeri’nin “tarcehar” adını verdiği, Hint kökenli olduğu kabul edilen bir tasın, yarım saat boyunca altındaki delikten su alarak yavaşça alçalması ve sonuna doğru hızla batmasıyla çalışmaktadır. Burada Arşimed’in yüzme-batma denklemleri söz konusudur.

Tarceharın yavaşça alçalmasıyla dakikalar ölçülmektedir. Yarım saat sonunda batmasıyla da saatin en üstündeki kapalı bölmenin içinde sıralanmış olarak duran bronz kürelerden biri düşer ve birbirine bağlı görsel hareketler oluşur. Görünen unsurlardan fil Hint kültürünün, Zümrüdüanka kuşu eski Mısır kültürünün, halı İran, ejderha şeklindeki yılanlar ise Çin kültürünün öğeleridir. Ayrıca hükümdar, katip, seyis gibi toplum katmanlarından insan figürleri vardır. Bu saatin yapısında İslam medeniyetinin evrenselliği ve toplumsallığı ifade edilmektedir. Bu tasarım, Cezeri’nin üst düzey kültüre sahip bir entelektüel olduğunu gösteriyor.

Saat şöyle çalışmaktadır:

Filin karnındaki havuzda yüzen tas (tarcehar), alt tarafındaki delikten su alarak yarım saat boyunca yavaşça batarken, filin sırtındaki kubbenin üstünde oturan katip yavaşça dönerek, elindeki kalemle önündeki taksimat üzerinde dakikaları gösteriyor. Yarım saatin sonunda tas hızla alçalıp batarken, tepedeki kuş bir süre dönmekte, aynı anda üstteki hükümdar bir yanındaki şahinin gagasının üstünde duran elini kaldırmakta, diğer eliyle ise öbür taraftaki şahinin gagasını tutmaktadır. Yine aynı anda hükümdarın arkasında, Cezeri’nin köşk adını verdiği kapalı odada bulunan bronz kürelerden biri, serbest kalan şahinin gagasından, şahini yutmak için hazır bekleyen yılanın açık ağzına düşmektedir. Yılanın ağırlaşan başı alçalınca küre filin omzunda bulunan iki vazodan birine düşmekte ve vazonun ağzındaki zilden (simbal) gong sesi çıkmaktadır. Yılan, başı hafifleyince tekrar yavaşça başını eski yerine çıkarmakta, bu esnada katip de eski yerine dönmektedir. Ancak vazoya düşen kürenin yolculuğu devam etmektedir. Küre, vazodan sonra filin boyun boşluğuna girmekte, bu esnada fil seyisi filin tepesindeki metal başlığa bir eliyle tokmakla, diğer eliyle kazmayla birer defa vurmaktadır. Bu sırada küre, boyun boşluğunun altından çıkarak filin göğsündeki, elle çalınan eski okul zillerinin yapısındaki bir zile çarpmakta, zil ses çıkarmakta ve küre yerdeki kutuya düşmektedir.

Yarım saat sonra aynı hareket ve sesler tepedeki kuşun dönmesiyle yeniden başlayıp hükümdarın, diğer tarafındaki şahinin gagasının üstündeki elini kaldırmasıyla devam etmektedir. Cezeri’nin yaşadığı coğrafyada 14,5 saat olan en uzun gündüz veya en uzun gece boyunca 29 küre düşmekte, düşen küreler gündüz veya gecenin sonunda tekrar köşkteki yerlerine konularak saat kurulmuş olmaktadır.

Bu saatin mekanizmalarının her biri Cezeri’nin geliştirdiği bir “ince teknoloji” ürünüdür. Bu saatin basit taklitleri Avrupa’da ancak 16. ve 17. yy.larda yapılmıştır. Bu mekanizmalar çok hassas dengeler üzerinde kurulduğu için, kapakta belirtilen kaynak kitap çalışmamızda bu saate ait olan hesap ve teknik çizimlere uygun olarak imal edilmemesi halinde çalışması mümkün değildir.