Pencere hareketleri düzenekleri

(1-1, 1-10, 3-8)

Cezeri yaptığı araçların göze hitabeden fonksiyonları için çok çeşitli düzenekler yapmıştır. Bunlardan üçü, her saat başı kendiliğinden açılan ve içinde bir insan figürü beliren pencerelerin hareket düzenekleridir. Birinci mekanizma, bir su saatinde bir haznedeki suyun yavaşça ve zamana göre doğrusal olarak alçalmasıyla, üzerindeki şamandıradan hareket alarak, bir doğrultuda dizilmiş pencereleri açmaktadır. İkincisi ise bir mum saatinde, yanan mumun ve zamana göre doğrusal olarak boyunun kısalmasıyla, bir ağırlığın alçalmasından hareket alarak, bu defa çember şeklinde dizilmiş pencereleri açmaktadır. Cezeri, çember şeklinde dizilmiş pencereleri bir de hastalardan alınan kanın miktarını ölçmek için yaptığı cihazların birinde kullanmıştır. Burada ise mekanizma, hastadan alınan kanın bir tüp içine dolmasıyla, kanın üzerinde yükselen bir şamandıradan hareket almaktadır. Her 10 dirhem, yaklaşık 32 g kan alındığında kapılardan biri açılarak yine bir insan figürü belirmekte, ayrıca bir pencerede alınan kanın kaç dirhem olduğu parmak işaretleriyle belirtilmektedir. Bu düzenekler Cezeri’nin konstrüksiyon yeteneğinin ve estetik anlayışının harika örnekleridir.

Düşürülen iki bilyenin iki ayrı yolda aynı anda hareketini sağlayan kanal sistemi

(1-1):

Cezeri bu sistemi Birinci Türün Birinci Şekli olan su saatinde uygulamıştır. Burada saatin içinde, üst kısmındaki bir yuvada dizili olarak bulunan bilyeler her saat başında ikişer ikişer düşerek, her biri saatin iki yanında bulunan şahinlerin gagalarının içine girmekte, şahinler eğilmekte ve bu bilyeleri önlerindeki büyük vazoların içlerine bırakmaktadır. Bu esnada vazolardaki zillerden sesler yükselmektedir.

Burada önemli ve gerekli olan; şahinlerin aynı anda eğilmeleri ve zil seslerinin aynı anda yükselmesidir. Bunun için de bilyelerin düşme yollarının aynı uzunlukta ve aynı eğimde olması gerekir. Oysa her bir bilye çifti, her bir saat başında açılacak olan pencerenin hizasında, şahinler ise sağ ve sol yanlarda bulunmaktadır (bk. Cilt I, s. 52). Cezeri’nin burada uyguladığı sistem için yaptığı ahşap bilye yuvasının mühendislerde hayranlık uyandıran bir yapısı vardır (bk. Cilt I, s. 39). Bu yuvadan saat başlarında yola çıkan yan yana iki bilye, hizalarındaki kapıya ait figürün açılan kapıda belirmesiyle birlikte serbest kalmakla; yuvanın alt katındaki yan yana iki kanal içinde aynı eğimde yuvarlanarak merkeze gelmekte, sonra da herbiri aynı eğimde ve aynı uzunlukta olan iki ayrı boru içinde yuvarlanarak şahinlerin gagalarına düşmekteler. Böylece her iki şahinin aynı anda eğilmeleri ve her iki zilin seslerinin aynı anda duyulması sağlanmaktadır.

Döner borulu sini ve bölmeli tavayla akış yönlendirme düzeneği

(1-1):

Bu sistemi Cezeri, Birinci Türün Birinci Şekli’nde uygulamıştır. Bu sistemde, bir debi ayar cihazı olan regülatörden gün boyunca sabit bir debiyle önündeki siniye akan su, buradan önce günün ilk 3 saatinde bir boruyla tavaya akarak ilk bölmeyi doldurmakta; ikinci 3 saatte de su aynı bölmeye akmaya devam ederek bölme dolunca da dışarıya taşmakta, 6. saatin sonunda sininin borusu otomatik olarak bir mekanik tertibattan hareket alarak ikinci bölmeyi 9. saatin sonuna kadar doldurmaktadır. Bundan sonra sininin borusu tekrar dönerek son bölmeyi de 12. saatin sonuna kadar doldurmaktadır. Borulu sininin her hareketinde ve 12. saatin sonunda su dolu olan bölmelerin taban valfleri açılarak suyun diğer mekanizmaları çalıştırması sağlanmaktadır. Görülüyor ki bu sistem, mekanik kumandalı bir akış yönlendirme düzeneğidir. Bu sistemde bütün bu hareketler gün boyunca insan müdahalesi olmadan otomatik olarak gerçekleşmektedir (bk. Cilt I, s. 50, 52, 53, 54). Fotoğrafta bugün kullanılan bir yön denetim valfi görülmektedir.

Konik valfin su kaplarının tabanında kullanılması

(1-1 ve diğer çok sayıda araçta):

Konik valfler Cezeri’den önce de bilinmektedir. Ancak bu valflerin su kaplarının tabanlarında çok defa otomatik olarak açılıp kapanan boşaltma valfi olarak kullanılması ilk defa Cezeri’de görülmektedir. Bu valf bazen sade bir tıkaç şeklinde (bk. 1-1, 2-2, 3-9, 4-3, 4-4, 4-7), bazen akış kontrol valfi olarak çapraz delikli bir musluk şeklinde (bk. 3-2, 3-3, 3-4, 4-3, 4-10), bazen de çift taraflı yapısıyla akış yönlendirme valfi (bk. 4-5, 4-6) olarak kullanılmıştır.

Kapalı ve sifonlu basınç kabıyla korna çalıştırılması

(1-1, 1-2 ve diğer çok sayıda araçta):

Sıkıştırılan basınçlı havayla korna çalıştırılması Cezeri’den önce de görülmektedir. Ancak her tarafı kapalı bir kaba üstündeki bir delikten su doldurularak, içinde sıkışan havanın bir boruyla bir kornaya sevk edilmesi, kap dolduktan sonra sifonla boşaltılması Cezeri’nin geliştirdiği bir sistemdir (bk. 1-1, 1-2 ve diğerleri). Cezeri ayrıca sürekli bir korna sesi elde etmek için aynı şekil ve ölçüde iki basınç kabını, biri suyla dolarken kornası çalışıyor konumdayken diğeri sifonla boşalıyor konumda, sonra da tersi olacak şekilde uygulamıştır (bk. 4-7, 4-8, 4-9, 4-10).

Astronomik gösterge kadranı

(1-1):

Cezeri, en gelişmiş su saati olan Birinci Türün Birinci Şekli’nde, her ayın yıldız kümesine göre Güneş ve Ay’ın konumlarını, doğuş ve batışlarını ve Ay’ın günden güne değişen şeklini gösteren bir mekanizma geliştirmiştir. Bu mekanizma iç içe dönen, bazıları kaçık merkezli halka ve dairelerden oluşmaktadır. Cezeri bu aletine “Felekler Daireleri” demektedir. Buradaki “felek” ifadesi “yörünge” anlamındadır. Alette Burçlar, Güneş ve Ay Feleği olmak üzere 3 ayrı yörünge halkası vardır. Cezeri bunu nasıl yaptığını ve çalışmasını çok açık olarak anlatmış ve çizmiştir. Bölümün teknik açıklamalarında da bu çizim geliştirilmiştir (bk. Cilt I, s. 57 ve devamı). Cezeri’nin bu çalışması her zaman gereken hassasiyette bir sonuç vermeyebilir. Çünkü Cezeri bir astronomi bilgini değildir. Ancak bu yapı şekline uzun gözlemler, denemeler ve bazı hesaplar sonunda ulaştığı kesindir. Bu konuda böyle gelişmiş bir mekanizma kendinden önce görülmemektedir. Bu sebeple bu saate “Cezeri’nin Astronomik Saati” de denilmektedir.

Tarcehar veya şamandıra hareketiyle çalışan makaralı ve tanburlu düzenekler

(Çok sayıda araçta):

Makaralı düzenekler Cezeri’den önce de görülmektedir. Ancak Cezeri bu düzenekleri tarcehar ve şamandıralarla birlikte çok geliştirmiş ve çok çeşitli amaçlar için çok çeşitli şekillerde kullanmıştır. En çok kullandığı şekil, şamandıranın veya içindeki küreyle birlikte tarceharın düşey hareketleriyle ip veya zincirlerin çekilmesi ve bu hareketle dikey eksenli bir tanburun çevrilmesidir. Çok defa bu tamburların millerine bağlı bir insan robotu bulunmakta, bu robotlar kendi eksenleri etrafında, dairesel bir kadran üzerinde dönerek geçen zamanı (bk. 1-3, 1-4, 1-5), bazen de hastadan alınan kan miktarını göstermekteler (bk. 3-5, 3-6, 3-7, 3-8). Yine başka bir düzenekte tavus kuşunun dönüşünü sağlayan, tamburlu olarak yapılmış mekanizma da vardır (bk. 1-6).

Cezeri, tambur kullanmadan da yaptığı, şamandıra hareketiyle çalışan makaralı düzeneklerle ayakta duran bir adamın ileri hareketini (bk. 2-3) ve robotların kol hareketlerini (bk. 2-6, 3-3) sağlayan düzenekler de geliştirmiştir. Cezeri’nin makara veya tambur kullanmadan yaptığı, ancak önemli geliştirmelerden sayılmayabilecek, robot kollarına hareket veren veya ayaktaki insanları ileri hareket ettiren şamandıralı mekanizmaları da vardır. (bk. 3-9, 3-10)

Alçalan ağırlıkla çalışan makaralı ve tamburlu düzenekler

(çok sayıda araçta):

Ağırlıklı hareket düzenekleri de Cezeri’den önceki dönemlerde görülmektedir. Ancak Cezeri bu düzenekleri geliştirerek çeşitli araçlarında değişik amaçlar için kullanmıştır. Bunlardan mum saatlerinde kullanılanların tamamı alçalan ağırlığın hareketiyle, yanarken boyu kısalan mumu yükseltmektedir. Yani sistem karşı ağırlıklı asansörler gibi çalışmaktadır (bk. 1-7, 8, 9, 10) Bunların bir kısmında aynı zamanda yine dikey eksenli tambur bulunmakta, bu tambur ya üzerine oturduğu göstergede saati gösteren bir robotu döndürmekte (bk. 1-8) ya da bir pencere sistemini çalıştırmaktadır (bk. 1-10). Cezeri’nin böyle değişik düzenekler geliştirmesi, kendi dönemi ve sonrasında ekonomik ve askeri değeri olan çeşitli araçların yapımında önemli katkı sağlamış olması kaçınılmazdır.

Kayıklı ve Filli Su Saatlerinde yılanların hareketlerini sağlayan ağırlık dengelemeleri

(1-3, 1-4):

Bu iki su saatinde Cezeri’nin yaptığı çok ilgi çekici yılan hareketleri vardır. Bu hareketlerin gerçekleşmesi hassas dengelerle sağlanmaktadır. Şöyle ki yılan, başı yukarıdayken ve ağzına bilye düşmemiş haldeyken bu konumda durabilmelidir. Ağzına bilye düştükten sonra başı alçalırken tarcehardan artarak gelen yükü de yenebilmelidir. Bu hareket sırasında yılanın kendi ağırlık merkezinin merkeze olan uzaklığı da değişmektedir. Yılanın başı, ağzındaki bilyeyle tarceharın giderek artan yükünü yenerek tam olarak alçalabilmelidir. Bilye düştükten sonra da tekrar başını yukarı kaldırabilmelidir. Bunları sağlayacak ağırlıkta bilye kullanılmakta ve yılanın içine yer yer kurşun ağırlık doldurulmaktadır.

Bugün biz buradaki denge hesaplarını yapabiliyoruz (bk. Cilt I, s. 107, 153). Bu hesaplara göre uygulama yaptığımızda da bu hareketleri sağlayabiliyoruz. Cezeri’nin böyle bir şansı yoktu ancak çok iyi bildiği bir şey vardı. Ağırlıkların ve kuvvetlerin bir merkeze göre döndürme etkileri merkeze yaklaştıkça azalır, uzaklaştıkça artar. Onun bu düzenekleri denemelerle ve üstün mühendislik kavrayışıyla yaptığı kesindir.

Kayıklı ve Filli Su Saatlerinde bilyelerin birer birer düşmesini sağlayan düzenekler

(1-3, 1-4):

Cezeri bu iki su saatinde hem yılanların eğilmelerini sağlamak hem de başka fonksiyonlar için metal bilyeler kullanmaktadır. Bu bilyelerin saat başlarında ve yarım saatte bir düşürülmeleri için özel düzenekler vardır. Bu düzenekler, kayığın içinde veya filin karnında bulunan tarceharın, suyla dolarken yavaşça alçalmasından ve sonunda hızla batmasından hareket almaktadır. Bu düzeneklerin bugün hesapları ve uygulamaları doğru olarak yapıldığında çalışmaması mümkün değildir (bk. Cilt I, s. 112,141). Ancak Cezeri’nin bu hassas düzenekleri uzun denemeler ve üstün mühendislik kavrayışıyla yapması, düzenekleri tanıyanlarda hayranlık uyandırmaktadır.

Fıskiyelerde ve sürekli korna çalan araçlarda kefe veya şamandıra yardımıyla çalışan terazi şeklinde su yönlendirme borusu kullanılması

(Çok sayıda araçta):

Cezeri’nin fıskiyelerde terazi şeklindeki akış yönlendirme borusunu yaparken Benu Musa’dan etkilendiği anlaşılıyor. Ancak Cezeri, bu borulardaki yön değişimlerini tamamen farklı yöntemlerle kefe veya şamandırayla sağlıyor. Burada kefe devrilirken arka tarafındaki itme çubuğu akış yönlendirme borusunu diğer konuma geçirmektedir (bk. 4-1, 4-2, 4-6, 4-8). Bu kefelerdeki denge hesabına itme çubuğunun itme kuvveti de katılmaktadır. Şamandıra da üzerindeki kaldırma çubuğuyla veya gövdesiyle konum değiştirmektedir (bk. 4-3, 4-4, 4-7, 4-8, 4-10). Görüldüğü gibi bütün bu düzeneklerde akış yönlendirme otomatik olarak yapılmaktadır. Bu yapı şekli Cezeri’nin geliştirdiği bir sistemdir.

Kararlı denge için küreli silindir kullanılması

(Çok sayıda araçta):

Cezeri; bir sağa bir sola eğilmesi gereken tertibatlarda, ortadaki bir silindirin de aynı tarafa eğilmesi ve içindeki kürenin alçalan tarafa yuvarlanmasını sağlayan düzeneği Usturlabi’nin bir makalesinde gördüğünü, bu düzeneğin kullanıldığı ses üreten aracın gerçek bir yenilik olduğunu söylüyor (bk. Dördüncü Türün Yedinci Şekli). Cezeri bu düzeneği önce ses üreten araçlarında değil de başka amaçlar için kullanıyor. Bu düzenek Birinci Türün Dördüncü Şekli’nde yarım saat aralıklarla düşürülen bilyelerin sağa ve sola yönlendirilmesinde eğik konumda kararlılık sağlamak amacıyla kullanılmakta, Cezeri buna “mizan”, terazi adını vermektedir. Bazı fıskiyelerin su yönlendirme mekanizmalarında ise hem konumda kararlılık hem de konik tıkaçların açılıp kapanmasını sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Cezeri ayrıca, bütün fıskiyelerde ve sürekli kaval sesi veren araçlarda akış yönlendirme amacıyla kullanılmak üzere geliştirdiği kepçeli araçta da bu küreli silindiri kullanmaktadır. Bu aletlerde yuvarlanan küre az yer işgal etmesi için kurşun malzemeden yapılmaktadır.

Mandal dişlisini çevirmek için mafsallı mandal kullanılması

(1-4, 1-6):

Cezeri bu sistemi Birinci Türün Dördüncü ve Altıncı Şekillerinde en üstlerde bulunan ve saatlerin geçişini gösteren daire pencerelerin renklerinin değişmesini sağlayan disklerin döndürülmesinde kullanmaktadır (bk. Cilt I, s.147, s.197). Burada önemli olan, mandalın ucu aşağı düşerken dişlerin bulunduğu diski geriye çevirmemesidir. Bunun için mandalın ucunun yukarı doğru katlanmasına elverişli olup aşağı doğru katlanmasına elverişli olmayan bir mafsal yapılmaktadır. Buradaki geometrik yapı mafsalın her seferinde alttaki ikinci dişe takılmadan yalnızca 1 dişin yukarı kaldırılmasını sağlamalıdır. Cezeri bu sistemi yaparken başka bir kaynaktan esinlendiğine dair bir kanıt yoktur.

Dişli çarkların dişlerinin büyük yük iletecek şekilde metal malzemeden yapılması

(5-1, 5-2, 5-4, 5-5):

Cezeri dişli çarkları hem yalnızca sürtünmeleri yenecek kadar çok az kuvvet iletilen yerlerde hem de ağır yük taşıyan yerlerde kullanmıştır. Birbirine dik eksenlerde çalışan, bugün konik dişli çifti dediğimiz, otomobillerdeki ayna-mahruti dişlilerinin ilk örnekleri Cezeri’den çok öncelerde de vardır. Ancak Cezeri bunları geliştirmiştir. Çok az kuvvet iletilen yerlerde genelde çarkların her birini tek parça ince bakır levhadan, dişlerin aralıklarını ise oyarak veya parçalar halinde dişler lehimleyerek yapmış olmalıdır (bk. Cilt I, s. 188). Ağır yük taşıyan Beşinci Türdeki araçlarda ise hem düz hem de konik dişlilerde çizdiği resimler göstermektedir ki; çarkın gövdesini büyük ihtimalle ahşap malzemeden yapmakta, dişlerini ise metal malzemeden yaparak yerlerine tespit etmektedir. Burada dayanıklılık çok önem arzetmektedir. O günkü şartlarda Cezeri gibi düşündüğümüzde, dişler için en uygun yapı şekli bakır levhadan, dış yüzeyi bu günkü dişlere benzer şekilde kıvrılarak içi boş diş yapılması ve çivilerle yerlerine ahşap kasnağa tespit edilmesidir. Bakır levhadan kıvrılarak diş yapımı yerine içi dolu diş şeklinde demir döküm malzeme de kullanılmış olabilir.

Şifreli kilit mekanizması

(6-3):

Cezeri bu kilitleri yapmadan önce kendinden öncekilere ait bazı bilgilerden haberdar olduğunu belirtiyor. Ancak her bir ünitenin içinde 3 ayrı şifre halkası bulunan 4 üniteli bu şifre mekanizmasını ilk defa kendisinin yaptığını söylüyor. Bu sistemde her bir şifre halkasında alfabeden seçilmiş 16 harf bulunmaktadır. Kullanılacak şifreyi belirlemek için her halkadan bir harf seçilerek 12 harf sıralanmaktadır. Bu sırada birden fazla halkada da aynı harf seçilebilir.

Mekanizmayı şifreye göre ayarlamak için ise kapağın iç tarafında, herbir ünitenin altında bulunan 3’er diskin yerleşimi, kenarlarındaki oyukları merkeze bakacak şekilde düzenleniyor. Sonra da her bir ünite 1 kilit diski ile kilitlendikten sonra harf halkaları gelişigüzel çevrilerek disklerin oyukları birbirlerinden farklı konumlara getiriliyor ve kapak kapatılıyor. Böylece 1612=248 de 1 (281 Trilyonda 1) olasılıkla açılabilen bir şifreli kilit oluşuyor. Ancak şifre kullanıldığında bu yarıklar ortaya bakar konumda üst üste getirilebiliyor, bu durumda sandığın üzerindeki kulp çevrildiğinde kilitler açılıyor. (bk. 6-3, Fotoğraf A)

Dört sürgülü kapı kilidi

(6-4):

Cezeri bir kapıyı arka yüzünde dört tarafından kuvvetli sürgülerle kilitlemektedir. Sürgüler gayet ağır olmasına rağmen bu sistem bir anahtarla kolayca çalışmaktadır. Anahtar iç taraftan kullanılamamaktadır. Bu sürgülerin kapının iç tarafından açılması veya kilitlenmesi de mümkün değildir.

Burada Cezeri, bir merkez dişlisiyle çalışan 4 adet krameyer dişli sistemi kullanmaktadır. Merkez dişlisinin bitişiğinde sürgülerin iç taraftan elle çalıştırılmasını engelleyen bir yaylı mandal ve mandal dişli sistemi vardır. Dışardan anahtarla açmak için de önce anahtar ileri bastırılarak yaylı mandal açılmakta, böylece anahtar çevrilebilmektedir. Sürgüler ahşap malzemeden yapılabileceği gibi üstün güvenlik amacıyla dövme demirden de yapılabilir. Dikey sürgülerin ağırlıkları birbirini dengelediğinden anahtarın çevirme kuvveti sadece yatay sürgülerin ağırlıklarından dolayı yataklarındaki sürtünme dirençlerini yenecek kadar olmaktadır.

Cezeri sistemin ortasında “petek” adını verdiği özel şekilli bir yataklama parçası kullanmaktadır. Sistem bütünüyle gelişmiş bir mühendislik harikasıdır.

İçecekleri ayrı ayrı veya belirli oranlarda karıştırarak sunan küp şeklinde otomat

(2-5):

Bu araçta Cezeri iki ayrı sistem geliştirmiştir. Bunlardan birincisi bir kaba, burada küp şeklindeki depoya tepesindeki aynı delikten doldurulan çeşitli içeceklerin birbirlerine karışmadan kabın içindeki kendi bölmelerine doluşmasını sağlamaktadır. Bu sistem Cezeri’den önce Benu Musa’da basit şekilde görülmektedir. Ancak Cezeri bu sistemi öncekine benzetilemeyecek derecede geliştirmiştir. Kullanımı şöyledir: Küpün içine doldurulacak içeceklerin her biri ayrı ayrı kaplarda elde bulunmaktayken küpün iç yapısıyla ilgili sıraya göre küpün tepesindeki tek delikten küpe dolduruluyor. Görünüşe göre içeceklerin hepsi birbirine karışmaktadır. Ancak herbir içecek ucu ineğin ağzında bulunan çıkış borusundan ayrı ayrı akıtılabileceği gibi belirli oranlarda karıştırılarak da akıtılabilmektedir.

Sistemin yapısına gelince; küpün gövdesinde her içeceğe ait bir bölme, boğaz kısmında da bu bölmelerin sıvı giriş delikleri bulunmaktadır. En üstteki delikten birinci içecek döküldüğünde boğazdaki borusuz delikten gövdedeki yerine akarken, diğer deliklerin üzerlerindeki borular bölmelere sıvı geçişini engelliyor. İkinci içecek doldurulduğunda ise boğazdaki seviyesi yükselince en kısa borudan kendi bölmesine akacaktır. Bundan önce birinci bölme tam olarak dolduğu için ikinci sıvının tamamı kendi bölmesine akıyor. İşlem böylece devam ediyor. Sifon şeklindeki boru ise ilgili bölme dolarken boğazda kalan sıvının tamamını bölmesine alıyor. En uzun boru ise en son doldurulacak sıvının bölmesinin üzerinde bulunuyor. Burada ihtiyaç olmasa da kullanılan bir önlem daha var. Bölmeler doldukça yükselen küçük şamandıralar deliklerini kapatıyor. Böylece içecekler karışmadan kendi bölmelerine doluşuyor. Cezeri Üçüncü Türün Birinci Şeklinde de sıcak ve soğuk suların bir ibriğe ayrı ayrı doldurulurken karışmaması için başka bir düzenek kullanıyor.

Cezeri’nin küp şeklindeki bu otomatında geliştirdiği ikinci sistem ise bugünkü anlamda çok yollu akış yönü denetim valfidir. Cezeri bu valf ile küpteki içeceklerin her birini tek başına akıttığı gibi çeşitli oranlarda karıştırarak da akıtabilmektedir. Bu valf, 5 çeşit içeceğin sade veya karışım halinde 15 çeşit sunumunu yapan ileri bir zeka ürünüdür. Günümüzde hidrolikte kullanılan akış bölücü valflerin ters fonksiyonlu bir başka örneğidir. Burada farklı yollardan gelen sıvı akımları birleştirilerek akıtılmaktadır. Dolayısıyla bu valfe “akış birleştirici valf” demeliyiz.

Benu Musa’da ise bu valf 3 çeşit içeceği ayrı ayrı veya yalnızca 1/1 oranlarında karıştırarak sunum yapar şekilde görülmektedir. Benu Musa yaptığı başka bir valfi fıskiyelerde suyun iki türlü fışkırmasını sağlamak amacıyla iki yollu akış yolu denetim valfi olarak Cezeri’nin de dediği gibi istenileni tam olarak yerine getirmese de kullanmaktadır. Ancak Cezeri bu valfi çok ileri bir düzeyde geliştirmiştir.

Bir kepçeli çarkın, dişli çark sistemi vasıtasıyla bir kovalı elevatörü çalıştırması

(5-3):

Bu düzenek çok eski çağlardan beri bilinmektedir. Hayvan gücüyle alçaktaki sulardan ve nehirlerden su yükseltme amacı ile kullanılmıştır. Ancak Cezeri Beşinci Türün Üçüncü Şeklinde görüldüğü gibi, sürekli akan suyla beslenen bir süs havuzundaki suyu 2,5 m yüksekliğe bir hayvan heykelciğinin gücüyle yükseltiyor görünen, gayet gösterişli bir araç yapmıştır. Görünür kısımda birbirine dik eksenlerde çalışan bir konik dişli çifti, Hindistan’ın Sind bölgesinden kaynaklandığı için Cezeri’nin “Sindi Çarkı” dediği özel yapılı bir çark, bu çarka asılı iplere bağlı küçük kovalar ve sistemi çalıştırıyor görünen bir sığır heykelciği vardır. Buradaki kova dizisine çarkıyla birlikte “sakiye” denilmektedir. Bu görüntüde su bir yandan havuza dolarken, bir yandan da dönen sindi çarkı ve kovalarla yükseltilerek dışarı akıtılmaktadır. Ancak sistemin çalışması incelendiğinde havuza dolan suyun küçük kovalarla boşalan sudan çok daha fazla olması gerektiği görülecektir. Çünkü suyun büyük kısmı havuzun altındaki gizli bölmede bulunan bir kepçeli çarkı döndürmekte, o da bir dişli çark sistemiyle hareketi ve kuvveti yukarıdaki görünür kısma iletmektedir.

İnce zeka ürünü olan bu düzenek çocukların hayranlığını kazanmak, büyükleri de şaşırtmak için espirili bir mühendislik şaheseridir. Burada önemli bir su akış dengesi vardır. Havuzdaki su seviyesinin giderek azalmaması için besleme suyunun ihtiyaçtan bir miktar fazla olması ve havuzda birikecek fazla suyun tahliye edilmesi gerekiyor. Cezeri’nin burada yaptığı asıl önemli iş birkaç düzeneği entegre bir şekilde birleştirerek olağanüstü bir sistem geliştirmesidir.

Hastalardan alınan kanın miktarını ölçen araçlar

(3-5, 3-6, 3-7, 3,8):

Hastalardan alınan kanın miktarının hassas bir şekilde ölçülmesi, mesela bunun için ölçü taksimatı işaretlenmiş cam bir tüp kullanılması elbetteki Cezeri’nin döneminde de mümkündü. Cezeri burada da bir ihtiyacı gidermektedir. Hasta kendisinden alınan kanı görmeden miktarını okuyabilmekte, bu da eğlenceli bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu amaçla geliştirdiği, ilgi çekici mekanizmaları olan dört ayrı cihaz vardır. Perspektifte bu araçların en basiti olan birincisinin (3-5) şamandıra ile çalışan mekanizması görülmektedir. Bu araçlar da Cezeri’nin buluşu olup kendinden önce görülmemektedir.