Cezeri, suyun düşmesiyle çalışan su saatlerinin yanı sıra eriyen mumun boyunun kısalmasıyla çalışan, tek mumlu şamdan şeklinde mum saatleri de yapmıştır. Bu saatler zamanı ölçmek bakımından su saatleri kadar hassas değillerdir. Ancak hem geceleri eğlenceli bir şekilde salonları aydınlatmaları hem de estetik görüntüleri, ayrıca her biri 100 cm yükseklikte ve hafif olduğu için kolay taşınabilir olmaları, zamanında onlara da ilgi gösterilmesini sağlamıştır.

Cezeri, mum saatlerinin kendinden önce de varlığını duyduğunu, ancak kendisinin bu saatleri onlarla ilgili bilgileri göz önüne almadan tasarladığını söylüyor. Bu saatlerin ilgi çekici bir görünüşleri olmakla beraber, iç yapılarını incelediğimizde, hassasiyet gerektiren gelişmiş sistemler olduklarını da görüyoruz.

Mum saatleri; dizili bilyelerin aralarındaki ölçünün, mumun 1 saatteki yanma miktarı kadar olması gerektiğinden, ancak bugün kullandığımız Eşit Saat sistemine göre çalışabilirler. Bu saatlerin çalıştırılabilmesi ve doğru ölçüm yapabilmesi için mekanizmalarının doğru ve hassas yapılması gerekir.

Bu saatlerde Cezeri’nin buluşu olan, mumun tepesinde çevrilerek kilitlenen pimli kapak vardır. Ayrıca bugün asansörlerde kullanılan karşı ağırlık tertibatının ilk şekli dahil diğer bütün mekanizmaları kendisi geliştirmiştir.

Bu saat, üzerinde bulunan kılıç dövüşçüsünün saat başlarında kılıcını yana doğru savurarak mumun fitilinin yanmış kısmını kesmesi ve aynı anda alt tarafında bulunan şahinin gagasından bir bronz bilyenin düşerek ses çıkarması şeklinde saat başlarını bildirmektedir. Görülmekte olan pirinçten yapılmış sütunun içinde ise balmumundan yapılmış kalınca bir mum bulunmaktadır. Mum yandıkça onun yanında, her saat sonunda bir tanesi düşecek şekilde dikine dizilmiş bilyeler, bir makara tertibatıyla mumu yukarı kaldıran fakat kendisi aşağı inen karşı ağırlık ve onun makara donanımları ile dövüşçünün kılıcının savrulmasını sağlayan makara donanımları ve onun germe ağırlığı tertibatı bulunmaktadır.